Diamond Fansub
  • Ana Sayfa
  • Elmaslar
  • Başvuru
Giriş yap Kaydol
  • Ana Sayfa
  • Elmaslar
  • Gelişmiş Arama
  • Başvuru
  • Sosyal Medya
  • Discord
  • Sosyal Medya
  • Dıscord
Giriş yap Kaydol
Önceki
Sonraki

Kuğu Mezarı - Bölüm 14

  1. Ev
  2. Elmaslar
  3. Kuğu Mezarı
  4. Bölüm 14
Önceki
Sonraki

Anna’nın Marki’nin özel hizmetçisi olduğu haberi, malikânenin her köşesine hızla yayıldı.

Kimi kıskandı, kimi ise bunu açıkça imrenerek karşıladı. Anna’yla aynı odayı paylaşan hizmetçilerin hepsi onu tebrik etti. Yalnızca Susan, içindeki huzursuzluğu bastıramayarak temkinli bir tereddütle konuştu.

“İstisna tutulmak her zaman iyi bir şey değildir. Hele bu malikânede…”

Anna da Marki’nin özel hizmetçisi olmayı sevinçle karşılayamıyordu; bu yüzden Susan’ın endişesi ona dokundu. Sessizce Susan’ı kollarının arasına aldı. Hayatı boyunca “arkadaş” diyebileceği kimse olmamıştı ama eğer biri olacaksa, bu Susan’dı.

Susan, Anna’nın kollarını tutup ona kaygı dolu gözlerle baktı.

“Rose’a dikkat et, Anna. Son zamanlarda ortalık zaten tuhaf. Bu haberi duyunca dişlerini gıcırdatacağına eminim.”

Anna da öyle düşünüyordu. Susan’ı endişelendirmemek için söylememişti ama koridorda Rose’la son karşılaştıklarında onun gözlerinde gördüğü kin hâlâ aklındaydı.

Rose’un Marki’den hoşlandığı apaçık ortadaydı. Bu haberi duyduğu an Anna’yı boğazlamak isteyeceği kesindi. Ne olursa olsun, Marki’den ‘istisna’ gören kadın şimdiye kadar Rose olmuştu. Onunla çatışmak Anna’ya sadece zarar getirirdi.

“Çok endişeleniyorsun, Susan. Rose özel muamele görüyor olabilir ama artık Anna da Marki’nin ‘yeni istisnası’. Marki onu mutlaka korur.”

“Evet. Bir şey olursa Marki’ye söylersin, Anna.”

Jo ve Betty’nin, umut sezilen sözleri üzerine Anna yalnızca tuhaf bir gülümseme verebildi.

Marki gerçekten onu korur muydu?

Anna, kendi konumunun o kadar yüce olmadığını herkesten iyi biliyordu. O, Marki için bir istisna değil; bir lekeden ibaretti.

Sevdiği eşinin yatak odasında, uyuşturulmuş hâlde onunla yatmıştı. Onu yanında tutmasının nedeni ne olursa olsun, iyi bir niyet barındırması mümkün değildi.

Aslında onu özel hizmetçisi yapmasının tek sebebi, bir kediyle farenin oyunu gibi onunla oynamak, son damlasına kadar sıkıp kurutmaktı. Marki’nin mizacını düşündüğünde, bunu yapabilecek biri olduğundan hiç şüphesi yoktu.

Anna’nın gülümseyen yüzüne bir gölge düştü.


“Duydun mu, Joseph? Kız kardeşin Marki’nin özel hizmetçisi olmuş.”

Malikânenin her köşesine yayılan haber, sonunda ahırlara kadar ulaşmıştı. At gübresini kürekleyen Sehyun, haberi getiren seyise ters bir bakış atarak döndü.

“…Böyle bir şey duymadım.”

“Bugün kararlaştırılmış. Kız kardeşin servet yapabilir, ben de sana iyi davranayım bari.”

“Servet mi? Özel hizmetçi olmak bu kadar iyi bir şey mi?” diye sordu Sehyun, ilgisi kabararak.

Seyis sinsi bir sırıtışla sağ avucunu sol yumruğuna vura vura anlamlı bir hareket yaptı. Kelimeler değişse de, bayağı jestler içgüdüsel olarak anlaşılırdı. Sehyun’un yüzü gerildi.

“Unuttun mu? Merhum Markiz doğu kıtasındandı. Marki doğulu kadınlara delidir. Kız kardeşin işini iyi yaparsa yatağına bile girebilir. O zaman sen de Marki’nin kayınbiraderi olursun!”

Kayınbirader mi? Daha çok boynuzlu bir budala olurdu. Hayır, Anna’yla daha hiçbir şey bile yaşamamıştı; yani ortada kalıp burnu kesilmiş gibi olacaktı. Sehyun içinden küfredip yere sertçe bastı.

Seyis ona alayla baktı. Aslında amacı, “Kız kardeşin özel hizmetçi oldu diye havalara girme,” diye onunla dalga geçmekti ama Sehyun’un bunu ciddiye alması gülünçtü.

“Hadi bakalım, dön de bok küremeye devam et, Joseph!”

Seyisin asıl niyetini hiç fark etmeyen Sehyun, dudaklarını hırsla ısırdı.

Anna gerçek adını kullanırken, Sehyun bu dünyada Joseph diye çağrılıyordu. Gerçek adı Jo Sehyun’a benzeyen herhangi bir ismi uydurmuştu.

Malikâneye yeni girmiş basit bir seyisin adını doğru telaffuz etmekle kim uğraşırdı ki? Joseph denmesi uygundu. Ama bu bile ona, elinden alınmış bir ayrıcalık gibi geliyordu.

Kendi dünyasında Sehyun’un her şeyi vardı. Ailesi onu büyük oğul diye el üstünde tutmuş, okulda her alanda başarılı bir öğrenci olarak hayranlık görmüştü. Geleceği dümdüz, geniş bir yol gibi önüne serilmişti.

Bu yüzden, aşağılanmış bir yabancıya dönüştüğü bu dünyada hoşuna giden tek bir köşe bile yoktu. Ve şimdi, daha elini bile sürmediği sevgilisi de elinden alınmak üzereydi…

Öfkeyle tepesi atan Sehyun, sonunda Anna’yı çağırdı.

Çağrıyı alan Anna, hiçbir şeyden şüphelenmeden geldi. Kadın ve erkek hizmetçi koğuşları tamamen ayrı binalardaydı, çalışma alanları da uzaktı. Bu yüzden söylentileri önceden anlatma fırsatı bulamamıştı. Muhtemelen durumu sormak için çağırmıştı.

“Beni mi çağırdın, oppa?”

Anna’yı görür görmez Sehyun kolundan sertçe çekti. Bu ani kabalık karşısında Anna kurtulmaya çalıştı ama tutuşu sıkıydı.

“Ne yapıyorsun!”

“Marki’nin özel hizmetçisi oluyormuşsun.”

Sehyun, kelimeleri tükürür gibi söyleyerek Anna’yı zorla sürükledi. Gözlerindeki damarlar patlamış, gözleri kan çanağına dönmüştü. Ancak o zaman Anna bir terslik olduğunu fark etti. Onu tenha bir köşeye itip alçak bir sesle tehdit etti.

“Marki’yle yatacaksan, önce benimle yat.”

“…Bu nasıl bir mantık? Marki’yle ne yapacakmışım da önce seninle yapmam gerekiyormuş?”

Bu karmaşık durumda bile Anna soğukkanlılığını kaybetmedi, sözlerini netçe çürüttü. Sırtı dimdikti.

Anna’nın bambu gibi dimdik durup her lafına karşılık vermesi Sehyun’u daha da hırçınlaştırdı; alaycı bir sırıtış takındı.

“Ben senin sevgilinim. İlkini benimle yaşamak istemez misin?”

“……”

“Yoksa Marki’yle çoktan yaptın mı? O yüzden mi seni özel hizmetçisi yapıyor?”

“Jo Sehyun!”

Ancak o an Sehyun’un ne demek istediğini tam olarak kavrayan Anna, yüzü bembeyaz kesilerek bağırdı.

“Oppanın adını ağzına alıp böyle konuşma!”

Sehyun dişlerini göstererek ona ters ters baktı ama Anna’ya bu sadece vızıldayan bir gürültü gibi geliyordu. Düşündükçe sözleri daha da iğrençleşiyordu. Sanki onu kendi malı sanıyordu.

Ama Sehyun’un suçlaması tamamen temelsiz de değildi. Marki’yle yatmıştı ve muhtemelen onu özel hizmetçisi yapmasının sebebi buydu.

Ama bu, Sehyun’un yaptıklarını asla haklı çıkarmazdı. Bekâretini sahiplenme hakkını ona kim vermişti? Sadece sevgilisi olduğu için mi? Onunla hiç çıkmamış olsaydı, şimdi bu aşağılayıcı sorgulamalara maruz kalmayacaktı. Annesini kaybettikten sonra yalnızlıkla ezildiği bir dönemde onunla çıkmaya başlamıştı ama Sehyun’la olan ilişkisi onu daha da mutsuz etmişti.

Bir sevgiliyi aldatmanın ahlaken kınanacak bir şey olduğu doğruydu ama Marki’yle olan şey açıkça bir kazaydı. Karşısındaki uyuşturulmuştu, tüm reddedişleri havaya savrulmuş, iradesi tamamen devre dışı kalmıştı…

“Ama Sehyun bunu asla böyle görmez.”

O günü ona anlatsa bile, onu teselli etmezdi. Aksine, onsuz bu kadar kolay yuvarlanıp yuvarlanmadığını sorgulayıp öfkeyle kudurur, hatta ona saldırmaya bile kalkabilirdi. Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal yüzünden bile bu kadar aklını yitiriyorsa, bu fazlasıyla mümkündü.

Böylesine tehlikeli anlarda güvenilmez birini nasıl sevgili olarak görebilirdi?

Anna elinden geldiğince sakin kalmaya çalıştı. Boğa gibi üzerine gelen Sehyun’a bağırarak karşılık verdi.

“Sadece özel hizmetçisi oldum, hepsi bu. Saçma sapan konuşma!”

“Ama Marki’nin doğulu kadınlara delirdiğini söylüyorlar. Daha önce hiç özel hizmetçi almamıştı bile…”

Önceki
Sonraki

"Bölüm 14"bölümü için yorumlar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

You must Register or Login to post a comment.

  • Kullanım Politikası
  • Gizlilik Politikamız

Giriş yap

Google Hesabınla Giriş Yap

Şifrenizi mi kaybettiniz?

← Geri dön Diamond Fansub

Kaydol

Bu Siteye Kaydolun.

Google Hesabınla Giriş Yap

Giriş yap | Şifrenizi mi kaybettiniz?

← Geri dön Diamond Fansub

Şifrenizi mi kaybettiniz?

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmak için bir bağlantı alacaksınız.

← Geri dön Diamond Fansub

Toplam 0
Küçük yaştaki izleyicilere dikkat

Kuğu Mezarı

çok genç okuyucular için uygun olmayabilecek temalar veya sahneler içerir, bu nedenle korunmaları engellenir.

18 Yaşından büyük müsün?